Google Analytics yeşil, reklam paneli de fena görünmüyor. Yine de haftalık teklif sayısı yerinde sayıyor. Hizmet satan sitelerde bu tabloya sık rastlıyoruz. Trafik var, teklif yok. İlk akla gelen şey reklamı büyütmek oluyor. Oysa gelen kişi zaten sitede. Yazmamasının sebebi çoğu zaman bütçe değil, sitede takılıp kalması.
Kurumsal sitede ziyaretçi sepete ürün atmıyor. Birini aramak, form doldurmak ya da toplantı istemek zorunda. Bu adım pahalı hissettiriyorsa grafik yükselse bile gelen kutusu boş kalır.
Ziyaretçi sayısı ile teklif sayısı aynı şey değil
Birinin sitenize girmesi, sizi aradığı anlamına gelir. Size yazması ise ayrı bir iş. Web sitesi dönüşüm oranı da tam burada ölçülür: gelen her yüz kişiden kaçı gerçekten ulaştı? Oran düşükse yeni kampanya açmadan önce sayfalara bakmak daha ucuzdur.
Hizmet işinde binlerce oturum şart değil. Müşterinin aklındaki üç soruyu cevaplayan sayfalar yeter. Ne iş yapıyorsunuz, kimler için yapıyorsunuz, yazınca ne oluyor.
Ana sayfa ilk bakışta işi anlatıyor mu?
Birçok ana sayfa logo, slogan ve uzun hizmet listesiyle açılır. Dışarıdan bakan kişi ise şunu arar: bu iş benim şirketim için mi, yazarsam ne olacak? İlk ekran bunu söylemiyorsa kaydırılan kısım da kurtarmaz. İnsanlar başlığı okuyup çıkar.
Net duran bir ana sayfa sorunu, müşteri tipini ve ilk adımı aynı bakışta verir. Yanlış ziyaretçi zaten kalmaz. Doğru olanı da form aramak zorunda bırakmaz.
Hizmet sayfası broşür gibi durmasın
"Web tasarımı yapıyoruz" yetmez. Okuyan kişi şunu merak eder: bu paket kime göre, neler dahil, iş nasıl başlıyor, ilk görüşmeden sonra ne oluyor. Bunlar yazılmamışsa sayfa dolu görünür ama karar vermez.
Aynı metin başka bir ajansın sitesine de yapıştırılabiliyorsa dönüşüm de zor gelir. Sayfa, okuyanın kendini eleyebileceği kadar somut olmalı.
İletişim formu ilk günden toplantı istiyor olabilir
Daha sizi tanımayan birinden bütçe, çalışan sayısı, teslim tarihi ve uzun brif istemek ağır kaçar. Kararını vermiş kişi bunu doldurabilir. Kararsız olanı kaçırırsınız.
İlk formda cevap verecek kadarını sorun. İsmi, maili, işin bir cümlelik özeti çoğu zaman yeter. Geri kalanını görüşmede alırsınız. "Bize ulaşın" da her sayfada tek seçenek olmak zorunda değil. Kısa bir arama veya 15 dakikalık bakış, uzun formdan daha çok dönüşebilir.
Referanslar formun yanına gelsin
İşler, süreç ve dönüş hızı yalnızca hakkımızda sayfasında duruyorsa kişi yazacağı anda onları görmez. Bir iki gerçek iş, kiminle çalıştığınız ve ilk haftanın nasıl geçtiği formun yanında durmalı. Logosuz, bağlamı belirsiz müşteri şeridi pek işe yaramaz.
Blog okunuyor, hizmet sayfasına geçilmiyor
Yazı Google'da çıksa bile sonunda gidecek bir yer yoksa teklif doğmaz. Okuyan kişi "peki biz ne yapıyoruz?" diye bakacak bir hizmet sayfası görmeli. Yazının işi tanım ezberletmek değil, bir sonraki sayfaya götürmek.
Mobilde site yoruluyorsa teklif de yorulur
Trafiğin çoğu telefondan gelir. Buton küçük, yazı sıkışık, form klavyeyi kapatıyorsa kişi işi sonraya bırakır. Sonra da unutur. Hizmet sitesi mağaza kadar aceleci değildir. Telefonda dağınık duran bir site, işin de dağınık durmasına yeter.
Bir haftada bakılacak yerler
Temayı değiştirmeyin. Analytics'te üç liste açın: en çok girilen sayfalar, iletişim formuna gelenler, gerçekten gönderilenler. Kalabalık sayfalar forma hiç uğramıyorsa yapı kopuktur. Forma gelip bırakan varsa form uzundur ya da teklif belirsizdir. Forma neredeyse kimse gelmiyorsa metin işi anlatmıyordur.
Ana sayfayı ve iki hizmet sayfasını sesli okuyun. İşin kim için olduğunu bir solukta söyleyemiyorsanız dışarıdaki kişi de anlayamaz.
Swonie bu işe nereden bakıyor
Swonie önce yazıya giden yola bakar. Gelen kişi doğru mu? Hizmet sayfası karar vermeye yetiyor mu? Form o an için ağır mı? Tasarım ve hız, bu üçü oturduktan sonra işe yarar.
Sitede ziyaret varsa reklamı büyütmeden önce en çok açılan sayfaya ve iletişim formuna bakın. Kopukluk genelde oradadır.